Diktatörler Düşerken

Diktatörler Düşerken

Küresel ısınmadan mı?  Yoksa içsel soğumamızdan mı? Bilinmez. Son yıllarda hava sıcaklıkları bedenimizin sıcaklığıyla arayı açmaya başladı. Artık soğuk bir kış günü olduğunu zannettiğimiz bir günde birden bahar gelebiliyor. Her yıl aynı mevsimi yaşadığımız ülkelerde birde bakmışız, çiçekler solmuş, çocuklar ölmüş, toprak kana doymuş, bütün dünya hep bir ağızdan bahar demiş bunun adına. Kaç bahar geçti ömrümden bilinmez ama ben baharları kuş cıvıltılarıyla dolu, çiçeklerin açtığı, toprağın suya doyduğu mevsim olarak hatırlarım.

Çağımızda yetkin ve önemli koltuklarda ülkeleri yöneten nesil, iki büyük savaş atlatmış, özgürlüğü için savaşmış ve bastırılmış bir nesil. Şimdilerde, savaşların ve ardından gelen demokrasi sosuna batırılmış, sözde özgürlükler vaat eden bir sistemin içinde erimiş olan neslin hayalindeki dünyayı yaşıyoruz. Pişmanlıktan asılan suratlar hep aynı sözü söylüyor “Bu kadarını başarabildik.” Hayal kuran ve değişim azmi olan insanların ezildiği ve yerine en uyumlu aptalların geçtiği bir düzenden bahsediyoruz. Zorbaların hüküm sürdüğü, silahların konuştuğu ve hukukun değişik biçimlerde uygulandığı bir dünya bu…

İnternet ve diğer iletişim araçlarıyla her şeyi bildiğini zanneden bir nesil ve sulandırılmış sanat anlayışıyla herkesin yazar, ressam, müzisyen olduğu bir dünya. Para, reklam ve yönetimle kol kola girmiş sözde sanatçı topluluğu ve devamlı onaylayan toplum yapısıda kurulan hikâyelerde figüran olmaktan ileri gidemiyor.

Çok değil birkaç ay önce. Ülkelerinde daha önce hiç görmedikleri silahları gördüler. Özgürlük adına eli bıçak tutmayı bilmeyen adamlar roketler salladılar. Öldüler, öldürdüler. Meydanları doldurdular. Önceden otorite dedikleri gücü devirip yerine askeri yönetimleri getirdiler. Sınırları cetvelle çizilmiş bu ülkelerin tarihleri keskin bıçak darbeleriyle bölünmüş ve örselenmiştir.

Teşhirci zihniyetin boy gösterdiği dünyamızda geçmiş çağlara göre idamlar ve ölümler konusunda kamuoyunda saygı ortamı oluşturulmaya çalışılsada. Bir diktatörün uzunca bir çukura boynunda halatla atılmasını, diğer bir diktatörün kamyonetin önünde halkı tarafından can çekiştirilerek öldürülmesini, denizin dibini boylayan tabutu, tahtını ses çıkarmadan bırakan diğer bir diktatöründe, halkın gelmeyeceğini gördüğü demokrasiyi protestosu sırasında, sessizce öldürülmesi karşısında kandırılmış devletler dışında, kendini demokratik ve özgürlükçü gören halkların bile ses çıkarmamasıydı ürkütücü olan…

Birçok medeni ülkenin taşeronluğunda, zevkle izleyen medeni insanların arasından, ölen ve mezarı bile bulunmayan, her bir parçasını doğanın utancından yerin dibine sakladığı masum çocuklara adıyorum bu yazıyı. Masum ve yalnız çocuklar dünya üzerindeki vahşet karşısında da dürüst davranarak, verebileceği tek bir canını gözünü bile kırpmadan utanmaz ve taş kalpli diktatörlerin kanlı ellerine bırakmıştır. Rahat uyuyun.

Alican ÖZER

ozeralican@hotmail.com

About these ads
  1. Henüz geridönüş yok.

Bir Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: